Hülyası büyüdüğünde adam öldürmek olan çocuklar bizim ülkemizde de yetişiyor, yazık. Daha iyi bir gelecek hayali veremedik demek ki onlara.
Dün Cüneyt Özdemir’in yazısını okuduktan sonra, bir an için Muhsin Kızılkaya’nın yerine koydum kendimi. Kanlı bir örgütten aldığım ölüm tehdidi karşısında ne derdim ben?
İki şey söylemiş Muhsin Kızılkaya. Birincisi; “Yahu bu devlet Kürt kimliğimden dolayı hayatım boyunca bir aydın ve entelektüel olarak bana çektirmediğini bırakmadı, şimdi beni Kürtlere karşı korumaya çabalıyor” şeklinde.
Dramatik bir cevap. Acı veren bu çelişkiyi iç dünyasında sorgularken hayıflanmıyor aslında, isyan ediyor Muhsin Kızılkaya. Ama ikinci cümlesi çok daha elim, çok daha kederli. Diyor ki, “Ne diyeyim ben Cüneyt, ‘Beni öldürmek iyi bir şey değildir’ mi diyeyim!”
Daha ne desin!
Kürt diline emeği geçmiş dertli bir yazı adamının, Kürtlük adına ortaya çıkan bir terör örgütü tarafından hedef alınması ne acı! Özgür düşünmesinin bedelini canıyla ödetmek istiyorlar ona. İnandıklarını yazıp konuşabilmek için devlet ideolojisine karşı gelmesi yetmedi. Hayatını da gözden çıkarmak zorunda.
İtiraf ediyorum, ben de ne diyeceğimi bilemezdim bu şartlarda. Onun için, “Muhsin Kızılkaya’yı öldürmek iyi bir şey değildir” demeye varmıyor dilim. Çaresiz bir kabulleniş içinde zaliminden merhamet dilenmek manasına geleceği için değil, haksızlığın bu vahşi, bu gaddar tezahürünü tarife kifayet etmediğinden diyemiyorum onu. Ama biliyorum, söylenecek olsa, kötülüğü bundan daha iyi deşifre eden başka bir cümle bulunamazdı.
Muhsin Kızılkaya, daha da üstüne eklenebilecek hiçbir söze hacet bırakmadı. Fakat ben yine de tehdidin sahiplerini muhatap almadan ehli insaf destekçileri için irkiltici bir anekdot aktarmak istiyorum.
Hülyası olmayan nesil
Bir konuşmasında, New York Times’ın meşhur yazarı Thomas Friedman anlatmıştı sanırım. Pakistanlı bir çocuk ile Hindistanlı bir çocuğun duygu dünyaları arasındaki farklardan söz ediyordu.
Hintli çocuk bir milyoner gördüğünde, “Büyüyünce ben de senin gibi olacağım” dermiş. Diğeri ise büyüdüğünde o zengini öldürmeyi hayal edermiş.
Birininkine umut, diğerinin hayata bakışına umutsuzluktan kaynaklanan ölümcül bir nefret hâkim.
Hülyası büyüdüğünde adam öldürmek olan çocuklar bizim ülkemizde de yetişiyor, yazık. Daha iyi bir gelecek hayali veremedik demek ki onlara.
Kendilerine Kürdistan Özgürlük Şahinleri diyen TAK’çıların ölüm listesinde, Kürt müziğinin yaşayan en büyük ozanı Şivan Perwer de yer alıyor. Kemal Burkay, Mehmet Metiner de o listedeki isimler arasında.
Büyüyünce onlar gibi olmak dururken, onları öldürme hayaliyle büyüyorlar.
Neden?