HABER53.COM
     
     
     
     
New Page 1
.: Yazarlar :.

 
Türkiye neden değişebiliyor?
04/08/2011 - 03:44
STARGAZETE - mkaraalioglu@stargazete.com
Mustafa Karaalioğlu

Günlerdir asker sivil ilişkilerindeki yeni düzeni konuşuyoruz. Atamalar, terfiler, istifalar, toplantıdan verilen resimler vs. yeni bir anlayışın izlerini sunuyor. Askerle sivil arasında bir demokraside olması gereken ilişki biçimi geç de olsa avdet ediyor. Asker yıpranıyor mu, hayır. Aksine on yılların bu kurum üzerinde biriktirdiği eleştiriler, itirazlar ve son davalarla ortaya dökülen yanlışlar siliniyor. Türk Silahlı Kuvvetleri sivil irade marifetiyle ve hukuk eliyle arındırılıyor.

Toplum da bu süreci ilgiyle ve memnuniyetle izliyor. Askeri siyasetin bir unsuru olduğu müddetçe seven, gerisiyle de ilgilenmeyenler için hazin bir tablo olsa da sağduyu sahibi hiç kimse son yaşananların yanlış ve gereksiz olduğunu söyleyemez. Esasen, sadece sivil-asker bahsi değil Türkiye’de değişim rüzgarlarının muazzam estiği son birkaç yılda olanlara bakınca da aynı sonuca ulaşıyoruz.

Yargıdan ekonomiye, dış politikadan siyaset yapma biçimlerine kadar her alanda paradigma değişti ve itirazlar olsa da toplum her değişikliği benimsedi. Taraftarları arttıkça değişimin hacmi çoğaldı, değişimcilerin cesareti arttı. Böyle olduğu için Türkiye başka bir Türkiye olabiliyor.

Öyle bir değişim ki çok değil birkaç yıl önce bu ülkenin gerçek iktidarını temsil eden sembollerin hiçbirisi bugün anlam ifade etmiyor.

Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi artık korku salan ve her yeniliğin önüne dikilen kurumlar olarak bilinmiyor. HSYK bir “derin devlet” aygıtı değil, seçimle oluşan ve yeni bir seçimle kolaylıkla değişebilecek bir “hukuk” kurumudur.

Asker için şu kadarını söylemek yeterlidir: Ordu hesap veriyor.

Bugün ne kadar kritik olursa olsun ülkenin kaderini etkileyecek herhangi bir kararda askerin ne dediği, neyi kabul etmezse o kararın verilip verilemeyeceği düşünülmüyor.

Eski Türkiye’nin sembolleri, Yeni Türkiye’de aynı anlamı ifade etmiyor. Sivil alan genişliyor. Dolayısıyla, tek tek bireylerin sistem üzerindeki denetimi artıyor. Bütün işlerin üzerinden gelmesi gereken sivil iradedir ve eğer bundan muvaffak olamazlarsa seçim vardır. Başka bir güce ve denetime ihtiyaç yoktur.

Art arda eklenen değişim süreçleri bugün artık bu denklemin kurulmasını sağlamıştır. Hiç sarsılmayacakmış gibi görünen tabular bir bir yıkılırken sokaktaki insanın arzusu ve hevesinin artması da bundandır.

Sandıkta kazanan değişim vaadi sahada yerine getiriliyor.

Buradan yeni anayasaya gitmek kolay olacaktır.

CHP’nin hafızası biraz zayıf
Salı günkü yazımda şöyle demiştim:

“Ergenekon sanığı milletvekillerinin Meclis’e girememeleri ana muhalefet partisini yemin boykotuna götüren bir krize yol açmıştı. CHP, bir ölçüde TSK’nın bugün yaptığını andıran bir tepkiyle Meclis çalışmalarından istifa etmişti. İstenen neydi? Hükümetin bir telefonla, yargıya talimat verip iki kişiyi serbest bıraktırması. Bugün de (askerin) istediği budur”

Devamında mealen de “Erdoğan CHP’nin isteğine boyun eğseydi bugün TSK’daki hamleyi de yapamazdı” dedim.

CHP’nin internet sitesi bu analize itiraz ediyor ve yargıya baskı iddiasının tamamen yalan olduğunu söylüyorlar.

İtiraf edeyim bu alınganlık memnuniyet vericidir. Özellikle askerle birlikte aynı analizin parçası olmamaya özen göstermeleri sevindiricidir. 

Ancak, şu sözler de CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’a ait ve 2 Temmuz’da Milliyet’te Fikret Bila’nın köşesinde yayınlandı:

“Adalet Bakanlığı zaman zaman bazı uygulamalarla ilgili genelge yayımlıyor. Anayasa’nın 90. maddesinin uluslararası sözleşmelere uyulması zorunluluğunu içeren hükmüyle ilgili bir genelge yayımlanabilir. Elbette, hakimlere talimat niteliğinde değil. Ancak mevzuat hatırlatılır. Anayasa’nın uygulanması zorunluluğu hatırlatılır. Hakimler bunu talimat olarak değil mevzuat bilgilendirmesi veya hatırlatması olarak algılamalıdır. (Hakimler genelgeye uymazlarsa) Bu durumda konu HSYK’ya taşınabilir. Genelge sonrasında da uygulamazlarsa bu gerekçeyle HSYK toplanır ve hakimler hakkında değerlendirme yapabilir. Bu da bir çıkış yolu olabilir. Eğer yargı yoluyla sonuç almak mümkünken Adalet Bakanlığı buna yanaşmayacaksa, o zaman kanun değişikliğine gidilebilir.”

Bilmem başka delile hacet var mı?


    Bu yazı 1064 kez okunmuştur
 
Haberi Paylaş
   YAZIYI PAYLAŞ  

Facebook

 

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

22/05/2012 - 06:45 Reformcu bir bakan ‘hakkaniyetli’ bir politika

17/05/2012 - 06:18 Hem 6 ok hem yeni CHP!

14/05/2012 - 06:24 Futbol toplumu

10/05/2012 - 07:41 Aydın despotizminin Yeşilçam hali

09/05/2012 - 06:15 Seçilen ilk Cumhurbaşkanı zaten başkan olmayacak mı?

07/05/2012 - 06:20 Türkiye -adalet- Cumhuriyeti

30/04/2012 - 18:37 O tarihi rol Necdet Özel’e nasip olur mu?

26/04/2012 - 07:33 28 Şubat sistemin adıydı

25/04/2012 - 10:15 Bir ayıptan kurtulmak için kaç sandık kuruldu

23/04/2012 - 07:32 Her şey 23 Nisan’la mı başladı?
 
 
Ali Kemal ATİK
Yalaka Tipliler!
Alihan Telatar
Adını siz koyun
Tunç Kayacı
Alex: 4 Batalla: 0
Yavuz Bahadıroğlu
"Tazminatsa tazminat" mı?
Abdurrahman Dilipak
SPAG ve S&P

    Hava Durumu

Rize İstanbul Ankara
RIZE ISTANBUL ANKARA
Yeni Sayfa 1
 

 

 

   

Ana Sayfa

E-posta

RSS

İletişim

Üye Ol Rize Canlı Kameralar Hayranı Ol Nöbetçi Eczaneler
Foto Galeri Video Genç Kalemler Çocuk Oyunları
Yeni Sayfa 2

KİM KİMDİR ?

GÜNLÜK GAZETELERİ OKU

   RİZE WEB SİTELERİ
 
HABER53.COM
 

© 2012 HABER53.COM
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır.