Sosyal Medya

POLİTİKA

Son dakika: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD Dışişleri sözcüsünün Türkiye'deki seçimleri ile ilgili açıklamasını sert bir dille kınadı ve "ABD'deki, sözcüler spekülasyon yapıyor" dedi. Çelik CHP'ye de çağrı yaparak "Hukuki sürecin devam etmesinden rahatsızlık ortaya koymak, hukuki süreci vatandaşın iradesine karşıymış gibi göstermeye çalışmak doğru bir şey değil" değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "ABD Dışişleri Sözcüsünün Türkiye'deki seçim süreciyle ilgili yaptığı açıklama kınanacak bir açıklamadır." dedi.
 
Çelik, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı, değerlendirmede bulundu.
 
Ömer Çelik, MHP'nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'i vefatının 22'nci yılı nedeniyle rahmetle anarak konuşmasına başladı.
 
Seçim süreciyle ilgili çeşitli mecralarda Türkiye ile ilgili açıklamaları takip ettiklerini dile getiren Çelik, "ABD Dışişleri Sözcüsünün Türkiye'deki seçim süreciyle ilgili yaptığı açıklama kınanacak bir açıklamadır. Türkiye'deki seçim süreçlerine ve sonuçlarına müdahale algısı doğurabilecek bir açıklama yapması anlaşılır şey değildir." diye konuştu.
 
Seçim süreçlerinin, Türkiye'de hukuk prensipleri ve demokrasinin yerleşik kuralları çerçevesinde büyük bir tecrübeyle gerçekleştirildiğini belirten Çelik, "Hiçbir yabancı devlet, yabancı devletin herhangi bir organı ya da herhangi bir açıklaması Türkiye'deki seçim sürecinin ve seçim sonuçlarının meşruiyetinin kaynağı değildir. Meşruiyetin kaynağı gibi konuşarak, sonuçlarla ilgili ima edilecek açıklamalarda bulunmak, sadece kendilerinin söyleyip kendilerinin dinleyeceği hususlardır." değerlendirmesinde bulundu.
 
- "BÜTÜN SEÇİM SÜREÇLERİNİN PATRONU HUKUK MERCİSİDİR"
 
Eleştirilen hususların, hukukun temel prensipleri içerisinde var olan unsurlar olduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
 
"Bütün bir seçim sürecinin hukuk mercileri tarafından yönetilmesi de demokratik meşruiyetin kaynağıdır. Bütün seçim süreçlerinin patronu hukuk mercisidir, Türkiye'de de Yüksek Seçim Kurulu'dur. Bu itiraz meselesini, ABD'deki sözcüler kafa karıştıracak şekilde açıklama yaparak, spekülasyonlara konu etmek istiyorlar. Çok iyi bilmeleri gerekir ki son başkanlık seçimlerinde yapılan itirazlar üzerine birtakım eyaletlerde Nevada ve Michigan'da oylar yeniden sayılmıştır. Aynı şekilde 2004'de başka bir eyalette, Washington'da oylar tam 3 kez sayılmıştır. Bu şekilde sonuca varılabilmiştir. 2000 yılındaki başkanlık seçiminde Florida'daki oyların yeniden sayılması bile anlaşmazlığı bitirememiştir. Netice itibarıyla seçimin sonucunda kimin galip olduğuna Federal Yüksek Mahkeme karar vermiştir.
 
Demokratik devletlerde, seçim süreçlerinin hakimi, patronu, yönetici hukuk kurumlarıdır. Şimdiki bu son Başkan Trump'ın seçildiği seçim süreci, 'halen seçim sürecine Rusya'nın müdahalesi var mı yok mu, kampanyaları yönetenler Rusya ile ilişki içine girdiler mi girmediler mi?' halen sıcak, gündem olan yargı süreçlerinin parçasıdır. İki yıl geçmesine rağmen bu adli süreçler hala gündemde tutulmaktadır ve devam etmektedir. Dolayısıyla, bir başka ülkenin adli süreçleriyle ilgili yargıda bulunurken, herkesin hukuk mevzuatını, demokratik temel prensipleri göz önünde tutmasında, bir de kendi ülkelerinde gerçekleşen hususlarla ilgili olarak bu konuları değerlendirmesinde fayda vardır."
 
31 Mart seçimlerinde birçok yerde minimum oran yüzde 2 olarak gerçekleşirken, İstanbul'daki itiraz sürecinde binde 2 civarında bir farktan bahsedildiğine vurgu yapan Çelik, "Her konuda konuşan CHP sözcülerinin, özellikle dışarıdan yöneltilen Türkiye'nin demokrasisine, hukuk sistemine, seçim yapma kapasitesine yöneltilen bu eleştiriler konusunda daha duyarlı açıklamalar yapmasını bekliyoruz." çağrısında bulundu.
 
- "İTİRAZ MÜESSESİ, DEMOKRATİK BİR MÜESSESEDİR"
 
Avrupa Konseyi'ne de bir eleştiresi olduğunu ifade eden Çelik, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin birtakım yersiz açıklamaları olduğunu dile getirdi.
 
Bu kongrenin, Türkiye'nin davetiyle ilk kez Türkiye'deki seçim sürecini izlediklerini ve yaptıkları ilk açıklamalarda Türk halkının demokrasi kapasitesinin yüksekliğini öven ifadelere yer verdiklerini belirten Çelik, söz konusu kongre temsilcilerinin, medyadaki haberlerin nasıl verildiğinden başka konulara kadar kendi görev alanlarına girmeyen konulara da girdiklerini anlattı.
 
Çelik, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin temsilcilerine, "Dünyada hiçbir yerde bizim dışarıdan gelen gözlemcilere gösterdiğimiz kolaylığı göremezsiniz. Sizlere sağladığımız erişim hakkı, bilgi verme mekanizmaları, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar aktif ve güçlü bir şekilde ortaya konulmuş değildir. İktidar partisi olarak bizlere başvurulduğunda da her türlü bilgiyi veriyoruz, resmi kurumlara başvurulduğunda da bilgilendirme yapıyoruz. Neden? Çünkü Türkiye'nin seçimlerinin gayet özgür, adil ve şeffaf bir şekide gerçekleşmesi konusunda bir özgüven problemi yoktur." diye seslendi.
 
Kongre temsilcilerinin Türkiye'de zaaf varmış gibi "YSK görevini en iyi, şeffaf ve kararlı bir şekilde yerine getirmeli." çağrısında bulunduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Ortada herhangi bir boşluk, sıkıntı söz konusu olmaksızın, maalesef bu Avrupa Konseyi'nden gelen yetkililerin bu tür zaafları vardır. Ya çok çalıştıklarını göstermek için ya da tipik bir alışkanlıkları kendilerinin kafasındaki Avrupa haritasının dışındaki bir ülkeye gittikleri zaman standart olarak bu açıklamaları yapıyorlar. Bunlardan bizim davetimizle 22 kişilik bir heyet geldi. Bu heyet, birçok yeri gezerek son derece etkilendikleri seçime katılım oranıyla ve vatandaşlarımızın ülkeyi demokrasi yoluyla yönetme konusundaki bağlılığına hayranlıkla bu süreci izlediler. Ama şimdi yine itiraz sürecinin doğallığını kabul etmekle beraber, 'YSK'nin özgür bir şekilde görev yapması sağlanmalıdır' gibisinden zaaf algısı oluşturabilecek, spekülasyon olabilecek birtakım açıklamalar yapıyorlar. Bütün yabancı yetkililere hatırlatıyorum; Türkiye'de YSK, dünyadaki pek çok demokratik ülkeye model olabilecek mekanizmalara, emniyet mekanizmalarına, vatandaşın sandığa oyunun yansıması konusundaki mekanizmalara sahiptir. İtiraz müessesi de vatandaşımızın sandığa oyunun tam olarak yansımasının sağlanması bakımından demokratik bir müessesedir. Hukuk içerisinde seçim sürecinin bir parçası olarak tanımlanmış bir müessesidir. Seçim sürecinin tanımı dışında bir müesseseye başvurmuyoruz. Bu müessese olağandır. Her seçimden sonra bütün siyasi partiler tarafından kullanılan bir mekanizmadır. Bunu iyi bilmeleri gerekiyor."
 
- "BUNLARA HARCADIĞINIZ BÜTÇEYE YAZIK"
 
"Gururlu bir demokrasimiz var ve buna saygı bekliyoruz." ifadesini kullanan Çelik, demokrasiye, vatandaşlara ve YSK'ye saygı gösterilmesini istedi.
 
Ömer Çelik, Avrupa Konseyi'ne, "Bu kadar gözlemciyi gönderiyorsunuz her seçimin sonunda seçimlerdeki katılım oranını, demokrasimizin gücünü takdir edip ondan sonra laf olsun diye bu standart eleştirileri oraya yerleştiriyorlar. Ya bu kişiler görevlerini yapmıyorlar, bunların görevlerini ciddi emek vererek yapmalarını temin etmeniz lazım, ya da zaten aynı standart cümlelerle karşılaşacaksak bunlara harcadığınız bütçeye yazık." tavsiyesinde bulundu.
 
Gözlemcilerin çalışma biçiminin ve çalıştıktan sonra ortaya koydukları bu ifadelerin gözden geçirilmesinde büyük fayda olacağına işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
 
"İlk açıklamalarında takdirlerini ortaya koyarken, arkadan sanki bu takdirleri ortaya koymalarını dengelemek amacıyla sadece laf olsun diye bu eleştirileri getirmeleri, demokrasimize hakettiği saygıyı göstermeleri bakımından kendilerinin bir eksiklikleri olarak ortaya çıkmaktadır."

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.