Sosyal Medya

MAGAZİN

Sen Anlat Karadeniz: Aşk zoru sever!

Kalbin kan pompalayan birçok damarı, pıhtılaşmasını sağlayan birçok kanalı vardır ama aşktan kalbe giden tek bir kanal vardır, o da sevdiğin kişinin adı. O senin için özgürlüktür, nefestir, hayallerindir, hayatındır, bir ömrün bir saniyesine değdiği isimdir.

Kalbin kan pompalayan birçok damarı, pıhtılaşmasını sağlayan birçok kanalı vardır ama aşktan kalbe giden tek bir kanal vardır, o da sevdiğin kişinin adı. O senin için özgürlüktür, nefestir, hayallerindir, hayatındır, bir ömrün bir saniyesine değdiği isimdir. Neden aşk mantık işi değil de gönül işidir dersiniz? Aşk devreye girdiği zaman düşünme eylemi ortadan kalkar da ondan, aşık olduğunuz zaman akla değil, göze değil, ikisinin aynı ritimde birleştiğini bildiğiniz bir çift kalbe ihtiyacınız vardır da ondan... Uzaktan bakıp da olmaz derler, uymaz derler, imkansız derler ama onların imkansız dedikleri aşkın lugatında kara sevda olur. Kavuşamasalar, birbirlerine dokunamasalar, bir ömrün yolculuğunda nefeslerini duyamasalar bile, aynı gökyüzüne baktığında onun için çarpan bir kalp olduğunu bilirler. Aslında gökyüzü de önemli değildir, aşık adamın tepesinde hayalleri gezer. 
 
 
Tahir Nefes’in bir geleceği olsun diye kendi geleceğinden vazgeçmeye hazırdı. Başı sonu, önü arkası yoktu onun için, feda edilecek bir ömür varsa onunki olmalıydı. Nefes’in rahat alacağı bir soluk için Karadeniz’in fırtınasını, dağların yamaçlarını gerisinde bırakıyordu. Vedat’ın kendini kurtarmak için söylediği tek söz, o tek söz Tahir’i katil olmaktan, Nefes’i bir ömür Tahir’in yollarını gözlemekten kurtardı.
 
 
Nefes aşık olduğu adama ne yar ne de can olabildi ama onun için canından olmayı göze aldı. Tahir’in geleceğinden gidecek yedi yıl için Vedat’ın karşısına çıkmayı, onunla baş başa olmayı göze aldı ve ilk defa kendi kurduğu planda Vedat’a karşı galip geldi. Onu ayaklarıyla kendi tuzağına çekti. Nefes Tahir’sizliğe nasıl alışılır bilmiyor ki! Hayatında oğlundan sonra ona nefes olmuş ikinci erkeğin kayıp gitmesine nasıl göz yumabilir? Onun elini tutup meydanlarda gezemese de, göğsüne yatıp dinlenemese de, her gece aynı yastığın bir ucunda onunla uyuyamasa da varlığıyla hayat olan bir adam ve eziyetin tutsaklığından kurtulmuş, bir erkeğin kalbinden içeri nasıl girilir, bir erkeğin sevdiği kadın nasıl olunur bilmeyen Nefes’e umut olmuş, inat olmuş bu adamın, ona özgürlüğünü veren bu adamın şimdi demir parmaklıklar arkasında olması Nefes için katlanılamaz bir gerçekti. O da kendince Deli Tahir’in fırtınasında kaybolmayı göze alarak bir hamle yaptı ve bu sefer haklılar kazandı. 
 
 
Truva atımız Berrak Nefes ile Tahir’in umutsuz aşkına, Nefes’in yaşadıklarına kıyamayıp Vedat’a ihanet edince, kendi kıskacında nasıl sıkıştığını bir kez daha gördü. Bir tarafım Berrak’a kızsa da, diğer tarafım onun da Nefes gibi yaralı bir kuş olduğunu söylüyor. Vedat’ın saplantılı sevgisi Nefes’in dışında kaç kadını daha kurban edecek bilmiyorum ama üçüncü adayın Nazar olduğu kesin...
 
 
Vedat için intikamın ve savaşın bir sonu yok. Nefes’e ve Kalelilere giden her kapıyı tıklatıyor. Bu sefer de Saniye. Her ne kadar oğlunun geleceği için bazı şeyleri yaptığına inansam da, bir anneyi evladıyla sınayacak kadar vicdansız olamaz diyorum. Bir anne, başka bir annenin çocuğunun elinden alınmasına nasıl ortak olabilir? Ama Sen Anlat Karadeniz’de şiddetin ve ihanetin pek sonu yok gibi. Tıpkı gerçek hayatta görmek istemediklerimizi nasıl gerimizde bırakıyorsak, işte bu dizide de o kadar gözümüze sokuluyor.
 
 
Vedat’ın, Nefes’in ihanetinden sonra sınırlarını aşacak bir büyük hamle daha geldi. Nefes’in hayatını elinden alan; sekiz yılını, çocukluğunu, kadınlığını, gençliğini, umutlarını, hayallerini, yüreğini Vedat gibi beş para etmeyen bir adama satan babası. Sanki bu günahın ortağı değilmiş, yaşanılan acıların sahibi değilmiş, kızının kabuslarındaki zalimin ta kendisi değilmiş gibi, hesap sormaya, namus aramaya geldi. Daha doğrusu getirildi. Öyle adamların daha çok yaptıkları şey budur; emir alır, söyleneni yapar, sorgulamaz ve günün sonunda cebinin ne kadar dolduğuna bakar. Vicdan, merhamet, günah gibi kelimelerin sözlük anlamlarını dahi bilmezler. Tek bir gerçek vardır; o da vaktin ne kadar nakde döndüğü. Vedat’ın Nefes’i delirterek Yiğit’i alma planı üçüncü şahıslarında şahitliğiyle boyut atladıkça, Tahir nasıl delirmeden duracak, Nefes nasıl akıl sağlığını koruyacak? Bilmiyorum. Yalnız Fatih’in Berrak’ı anlamak için kurduğu planla Gurbet Kuşu’nun kanatlandığı memleket ortaya çıkacakmış gibi geliyor. Bir düğümün ilk ipini çözdüğünüz an, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Sırlar da böyledir, dilden dile dolaşmaya başladığı an saklanmaktan çıkar ve söz olur, fısıltılar çoğalırsa ses olur. Karadeniz’in rüzgarlı yamaçları, dalgalı denizleri, hırçın fırtınası Nefes ile Tahir’in hikayesini çok zorlayacak. Ne diyelim, Aşk zoru sever. İmkansızın içinden kazanılan zafer, aşkın zaferidir.
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.