Yunanistan makamlarının Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yönelik doğrudan görevlendirmeleri Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından tepkiyle karşılandı. Bölgedeki sivil toplum temsilcileri, halkın kendi dini önderini seçme hakkının gasbedildiğini dile getirdi.
Konuya ilişkin net açıklamalarda bulunan Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), son atamaların azınlık iradesini tamamen yok saydığını vurguladı. 21 Ekim tarihli görevlendirmelerin yanı sıra ocak ayında Dimetoka’ya yapılan müdahale ile bölgedeki tüm müftülükler devlet kontrolüne alınmış oldu.
Çifte Standart Tepkisi ve Yasal Düzenlemeler
Atina idaresinin 2022 yılında yürürlüğe koyduğu 4964 sayılı yasa, bölgedeki özerk dini yapıları doğrudan bakanlığa bağlayan bir kamu kurumuna dönüştürdü. Böylelikle müftülük makamları, Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı denetiminde birer devlet dairesi statüsü kazandı.
Yunanistan’da yaşayan diğer inanç gruplarının kendi temsilcilerini özgürce seçebildiğine dikkat çeken federasyon, uygulanan bu çifte standardı sert bir dille eleştirdi. Ortodoks, Katolik, Protestan ve Yahudi cemaatlerine tanınan dini serbestliğin Türk azınlıktan esirgendiği kaydedildi.
Halkın Seçtiği Liderler İçin Tanınma Çağrısı
Müftü seçme özgürlüğünün 1991 yılından bu yana sistematik biçimde engellendiğini hatırlatan azınlık temsilcileri, ayrımcı politikalara derhal son verilmesini istedi. Yunan yönetimine açık bir çağrıda bulunan ABTTF, dayatmacı kararların geri çekilmesini talep etti.
Bildiride son olarak, halkın hür iradesiyle makama getirdiği Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa‘nın yasal olarak tanınması gerektiği yinelendi. Hak mücadelesinin uluslararası platformlarda da sürdürüleceğinin altı çizildi.

